Ne istediğimi kendim de bilmiyordum; hayattan korkuyordum, hayattan kaçıp uzaklaşmak istiyordum, ama gene de hayattan bir şeyler bekliyordum.

Ne istediğimi kendim de bilmiyordum; hayattan korkuyordum, hayattan kaçıp uzaklaşmak istiyordum, ama gene de hayattan bir şeyler bekliyordum.



İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi.

İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi.



Gidenler sevinçliydi.  Geride kalanlara ayıp olmasın diye üzgün görünüyorlardı.

Gidenler sevinçliydi.
Geride kalanlara ayıp olmasın diye üzgün görünüyorlardı.

 Kendime ait bir hayat istediğimi anladım. Sadece bana ait bir hayat. Acıların, düş kırıklarının, korkuların, olması gerekenlerin, adanmışlıkların, başkalarının kurallarının yönetmediği bir hayat. Pişmanlık gibi değil. Gitme zamanının geldiğini nasıl anlayabilir insan. Nasıl anlatabilir. Yalnızlığı özlüyorum, yüzümde gölgeler olmadan yaşamayı. Önceleri çok korktum. Hala bazen korkuyor olsam da, usulca fısıldıyorum kulağına aslında her şeyi. “İçimi sızlatacak kimse kalmadı içimde.

Kendime ait bir hayat istediğimi anladım. Sadece bana ait bir hayat. Acıların, düş kırıklarının, korkuların, olması gerekenlerin, adanmışlıkların, başkalarının kurallarının yönetmediği bir hayat. Pişmanlık gibi değil. Gitme zamanının geldiğini nasıl anlayabilir insan. Nasıl anlatabilir. Yalnızlığı özlüyorum, yüzümde gölgeler olmadan yaşamayı. Önceleri çok korktum. Hala bazen korkuyor olsam da, usulca fısıldıyorum kulağına aslında her şeyi. “İçimi sızlatacak kimse kalmadı içimde.

 Susuşları  ve istemsiz veda edişleriyle  tamamlanmamış  bir cümledir insan.

Susuşları
ve istemsiz veda edişleriyle
tamamlanmamış
bir cümledir insan.


Sevmeyi ölmek zannederken yaşamak arzusunu kulaklarına fısıldayan bendim. Beni dinlerdin. Dinlerdin çünkü seninle başka öyle konuşan yoktu.

Sevmeyi ölmek zannederken yaşamak arzusunu kulaklarına fısıldayan bendim. Beni dinlerdin. Dinlerdin çünkü seninle başka öyle konuşan yoktu.

…

Günaydın! :)




Gözleri aşkın ve ayrılığın anayurduydu. Buğusunu güzel sözlerin emdiği uzun bir günbatımıydı ağzı.
Gülüşü, dağılmış orduları önce toparlar, sonra yeni bir yenilgiye sürerdi.
Dünyanın bütün göçmen kuşları çatıma konardı konuşunca. Sesi dört mevsimden yapılmış bir enginlikti, insanı bir ufuktan ötekine taşıyan.
O yorulunca gelirdi uykunun vakti; o uyanınca başlardı dünya telaşı.
Yoksulluk bile acısını onunla unuturdu. İpe giden adamların ölümden önceki son soluğuydu..

Gözleri aşkın ve ayrılığın anayurduydu. Buğusunu güzel sözlerin emdiği uzun bir günbatımıydı ağzı.

Gülüşü, dağılmış orduları önce toparlar, sonra yeni bir yenilgiye sürerdi.

Dünyanın bütün göçmen kuşları çatıma konardı konuşunca. Sesi dört mevsimden yapılmış bir enginlikti, insanı bir ufuktan ötekine taşıyan.

O yorulunca gelirdi uykunun vakti; o uyanınca başlardı dünya telaşı.

Yoksulluk bile acısını onunla unuturdu. İpe giden adamların ölümden önceki son soluğuydu..